Gülseren Başocak

Tarih: 26.01.2026 20:58

GÖRMEZDEN GELİNEN HER İŞARET, DERİNLEŞEN BİR TRAVMADIR

Facebook Twitter Linked-in

İstismar; çocuğun korkuyla susturulmasıdır.

İstismar; “anlatırsan seni kimse dinlemez” mesajının çocuğun zihnine kazınmasıdır.
İstismar; güven duygusunun sistemli şekilde yok edilmesidir.

 

Toplumda hâlâ yaygın olan bir yanılgı var:

İstismarı yalnızca morluklar, kanıtlanabilir yaralar ve adli raporlarla sınırlı görmek.

Oysa en derin yaralar, çoğu zaman görünmezdir. Psikolojik istismar, ihmal ve cinsel 

istismar; çocuğun benliğinde yıllar boyunca taşınan, erişkinlikte bile etkisini sürdüren ağır travmalara yol açar. Bugün adliyelerde, terapi odalarında ve cezaevlerinde gördüğümüz tablo nettir: Çocukken korunamayan bireyler, yetişkinlikte hayata tutunmakta zorlanmaktadır. Kaygı bozuklukları, bağımlılıklar, öfke kontrol sorunları, sağlıksız ilişkiler ve intihar eğilimleri; çoğu zaman çocuklukta görmezden gelinmiş bir istismarın geç sonuçlarıdır.

 

İşte bu yüzden istismarla mücadele, yalnızca sonuçlarla değil, nedenlerle yapılmalıdır.

Ve bu mücadele, ancak erken farkındalık ile mümkündür.

 

Vizyon Hukukçular Derneği olarak sahada şunu açıkça görüyoruz:

İstismarın ortaya çıkmasındaki en büyük gecikme nedeni, “emin olamama” hâlidir.

Oysa hukuk, kesinlik değil makul şüphe ile harekete geçer.

Bir çocuğun davranışındaki ani değişim, tekrar eden bedensel şikâyetler, korku tepkileri ve kaçınma davranışları; 

korunma mekanizmalarının devreye girmesi için yeterlidir.

 

Burada altını çizmemiz gereken hayati bir gerçek daha var:

İstismar vakalarının çok büyük bir kısmı, çocuğun tanıdığı ve güvendiği kişiler tarafından gerçekleştirilir.

Aile içi olması, akrabalık bağı, sosyal statü ya da “saygınlık” algısı; istismarı ortadan kaldırmaz.

Aksine, suskunluğu derinleştirir.

 

Bu nedenle “ayıp”, “mahrem”, “namus” gibi kavramların arkasına saklanarak çocukları koruduğumuzu düşünmek, en büyük yanılgıdır. Çocuğun bedeni ve ruhu üzerinde işlenen suçlar, hiçbir kültürel gerekçeyle örtülemez.

 

Bizim mücadelemiz, yalnızca failin cezalandırılmasıyla sınırlı değildir.

Biz, çocuğun yalnız olmadığını hissetmesini, kadının yalnız bırakılmamasını, toplumun ise sorumluluk almasını hedefliyoruz.

 

Bu yüzden her seminerde, her eğitimde, her çağrıda aynı cümleyi kuruyoruz:

“Bir çocuğu korumak için kahraman olmaya gerek yok; farkında olmak yeterlidir.”

 

Sessiz kalmak, tarafsızlık değildir.

Sessiz kalmak, istismarın devamına zemin hazırlamaktır.

 

Ve bugün susulan her vaka, yarın daha ağır bir travma olarak karşımıza çıkmaktadır. Vizyon Hukukçular Derneği olarak biz; çocukların susmak zorunda kalmadığı, kadınların yalnız bırakılmadığı, sorumluluğun başkasına devredilmediği bir toplum için çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki: Bir toplum, çocuklarını ne kadar koruyorsa o kadar güçlüdür. Ve bir çocuğu korumak, yalnızca onun geleceğini değil, insanlığın vicdanını da ayakta tutmaktır.

 

Bir çocuk sustuğunda kaybeden yalnızca o çocuk değildir.

Kaybeden, hepimiz oluruz.

 

 

Gülseren BAŞOCAK

Vizyon Hukukçular Derneği

  Genel Başkan


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —